Mısır’daki Baskı Rejiminin Sürdürülemezliği Üzerine

Metin Özkan 1130 Gösterim

Mısır’daki darbe yönetimi, anti-demokratik uygulamalarına ve insan hakları ihlallerine devam ediyor. Son olarak Muhammed Mursi ve yüzden fazla Müslüman Kardeşler üyesi hakkında idam kararı alındı. Bu kararın hemen ardından başka bir davayla ilgili olarak verilen idam cezalarının infaz edilmesi, Müslüman Kardeşler üyelerine yönelik kararın motivasyonunun ne kadar yüksek olduğunun bir göstergesi olarak okunabilir. Mısır’da idam kararlarının infaz edilebilmesi için müftünün onayı gerekiyor. Bu anlamda Muhammed Mursi ve arkadaşlarının akıbeti müftünün kararının ardından mahkemenin takdirine kalacak. Mısır müftüsü kararı onaylayacak mı yoksa kararın daha hafif bir cezaya evrilmesini mi talep edecek bekleyip göreceğiz.

Mısır yargısının aldığı bu kararın tamamen siyasi sebepleri var. Bu anlamda Hüsnü Mübarek’i serbest bırakıp Muhammed Mursi’ye idam kararı veren yargının bağımsızlığının şüpheli olduğu birçoklarının malumudur. Sisi ile birlikte hareket eden Mısır ordusu, bürokrasisi ve yargısının siyasi hedefi kendilerine ciddi bir rakip olarak gördükleri Müslüman Kardeşleri ülkedeki siyasal ve sosyal tüm alanlardan silmek olarak görülüyor.

Kendilerine ciddi bir muhalefet olarak gördükleri bu kitleyi sindirerek bir anlamda darbeyi de meşrulaştırmış olmayı hedefliyorlar. Maalesef Türkiye’de yaşanılan darbe süreçlerine de yakından bakıldığında bu tarz politikalar siyasal kültürümüzde örneklerine rastlanılan girişimler olarak kendilerine yer bulmuşlardır. Müslüman Kardeşleri şeytanlaştırarak nefret edilen bir grup olarak göstermek, muhalif hareketler üretme anlamında zorlanan bir ülkede baskı rejiminin yeniden kuvvetlenerek siyaseti domine etmesinin önünü açacaktır.

Mısır’daki anti-demokratik yönetimin hak ihlalleri ve demokrasiye vurduğu darbelerin bir başka boyutu da Batı dünyasının tepkisizliği ile alakalıdır. Ulkedeki bu durum başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok Batılı güç tarafından eleştirilmediği gibi tanınmıştır. Müslüman Kardeşlere verilen idam kararlarına Batılı ülkelerin verdikleri tepkiler çok cılız olurken, birçok bölge ülkesi de benzer bir tutum sergileyerek Mısır’daki Sisi yönetimini üstü kapalı olarak desteklemiştir. Demokrasiyi tam anlamıyla yaşamayan/yaşayamayan Ortadoğu devletlerini bir yana bırakacak olursak her fırsatta demokrasi ve insan haklarından dem vuran Batılı güçlerin Mısır’daki baskı sürecine gözlerini kapamaları iki yüzlü bir politikaya işaret etmektedir. Bu anlamda Mısırlıların Batı dünyasından beklentisi, ülkedeki insan hakları ihlallerine karşı ciddi bir tutum sergilemeleri, seçimleri ve demokrasiyi hiçe sayan darbecileri tanımamaları ve verilen idam kararlarının karşısında durmalarıdır.

Batılıların Ortadoğu’da sandık sonuçlarını hiçe saymaları yeni bir durum olarak algınmamalıdır. Mısır ilk defa gerçek demokratik seçimlerini yaşamış olabilir ancak demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak Batı’nın, Ortadoğu hakkındaki düşünceleri değişmemiştir. Batı dünyası demokrasinin Ortadoğu’da yeşerme ihtimalini benimseyemezken, bölge halklarının bu yöndeki taleplerine de sırtını çevirmiştir. Batılı güçlerin bölgedeki diktatörlere ve darbe yönetimlerine verdikleri desteklerin en önemli motivasyonu ise kendi çıkarlarının olumsuz biçimde etkilenecek olması ihtimalidir. Batı’nın bu yaklaşımının Ortadoğu coğrafyası için en olumsuz sonucu ise bölgede siyasal düzlemde haklarını savunamayan kitlelerin daha fazla radikalleşmesidir.

Hem bölge ülkelerinin hem de küresel aktörlerin idam kararları karşısında sessiz kalmalarına rağmen birçok ülkede demokrasi yanlıları Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşlere destek gösterileri yaparak Mısır’daki insan hakları ihlallerini protesto etmişlerdir. Bu gösterilerin daha geniş çaplı olması şüphesiz Mısır’daki Sisi rejimi üzerinde bir baskı unsuru oluşturacaktır. Bu durum, yönetimlerin baskıcı bir rejimi desteklemelerine rağmen halkların farklı düşünce içinde olduğunu göstermektedir.

Abdülfettah El-Sisi, Muhammed Mursi’ye atfedilen hataların hemen hemen hepsini yönetimi sırasında göstermektedir. Bununla birlikte daha önce tecrübe edilmemiş bir baskı siyaseti izleyerek ülkedeki tüm muhalif hareketleri dışlayan bir tavır içinde hareket etmektedir. Seçimle işbaşına gelen Muhammed Mursi’nin askeri darbe ile görevden uzaklaştırılmasının ardından böylesi bir baskı rejiminin ortaya çıkması Mısır’daki devrim sürecini ciddi anlamda geriye götürmüştür. Gelinen noktada Mısır’ın istikrara kavuşmasının önündeki en büyük engel olarak Abdülfettah El-Sisi ve baskıcı rejimi gözükmektedir. Sisi’nin kapsayıcı bir yönetim sergileyememesi, ekonomide beklenen gelişmeleri kaydedememesi ve insan hakları ihlallerine devam etmesi ise şüphesiz Mısır’da daha kötü günlerin işaretçisi olacaktır.

Hakkında

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi’nde tamamladı. 2013 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. Halen Gazi Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.