Fransa’nın Mısır’a İlgisine Tarihsel Bir Okuma

Metin Özkan 1289 Gösterim

Sisi yönetimindeki Mısır ile Fransa’nın yakınlaşması hem Mısır medyasında hem de Batı basınında geniş ses getirdi. Mısır’ın uzunca bir süredir Amerika ile geliştirdiği müttefiklik ilişkisini kabullenmiş olan çevreler Fransa’nın son hamlesiyle Mısır’la yakınlaşma çabası içinde olmasını anlamlandırmakta güçlük çekiyorlar. Bu anlamda iki ülke arasında birkaç aydır sürdürülen diplomatik temaslar, geçtiğimiz günlerde meyvesini verdi. Sisi yönetimi ile Fransız yetkililerin yoğun mesaisi, Mısır’ın bu ülkeden 24 adet Rafale tipi savaş jetini 6 milyar dolaralık bir anlaşmayla satın almasıyla sonuçlandı. Normal şartlarda herhangi iki ülke arasında sıradan bir anlaşma olarak görülen bu alışveriş, söz konusu Mısır olunca farklı çağrışımlar yapıyor. Nitekim, Mısır ordusunun silah envanterine bakıldığında bölgede en fazla savaş uçağına sahip bir ülke olduğundan Fransa’nın Rafale jetlerine ihtiyacı olmadığın açıkça görülüyor. Bununla birlikte 2011’den beri yaşanan devrim süreci nedeniyle ekonomik sıkıntılar içerisinde olan ve dış yardımlarla ekonomisini ayakta tutmaya çalışan bir ülke için böylesi bir süreçte bu savaş uçaklarına 6 milyar dolar harcanması da anlamsız olarak yorumlanıyor. İşin bir başka boyutu da şimdiye üretime başlanıldığı 20 yıldan fazla bir süredir Fransa’nın bu uçakları hiçbir ülkeye satamamış olması. Bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda Mısır’ın Rafale jetlerini alışının hiçbir rasyonel açıklaması bulunamıyor. Bu noktada, Mısır ve Fransa arasında gerçekleşen bu ticaretin ve artan ilişkilerin anlaşılmasında tarihsel bir bakış açısı işlevsel olabilir. Bu yazıda amaçlanan da böylesi bir bakış açısıyla iki ülke ilişkilerine ışık tutabilmek.

Napolyon’un 1789’da Mısır’ı işgal etmesiyle birlikte başlayan süreç Mısır-Fransa ilişkilerinin de başlangıç noktasıdır. Ancak Edward Said’in de belirttiği üzere, Napolyon’un Mısır seferinin sıradan bir fetih olmaktan ziyade başka amaçları da olduğu bilinen bir gerçektir. Aslına bakılacak olursa Napolyon’un Mısır’ı ele geçirmek istemesi daha büyük bir projenin sadece bir aşamasıydı. Napolyon bir taraftan Mısır’ı işgal ederek bu ülkeye ve bölgeye Avrupa’dan gelecek yatırımların önünü açmak ve bu topraklara erişimi daha kolay hale getirmeyi hedeflerken, diğer taraftan da bu coğrafyayı entelektüel düzeyde de dönüştürmeyi amaçlıyordu. Bu yüzden Fransız ordusunun bir parçası olarak getirdiği ve kimyacılardan, tarihçilerden, biyologlardan, arkeologlardan, doktorlardan ve Antik Çağ uzmanlarından oluşan bilim adamları ile bir enstitü kurmuştur.

Peter Mansfield, “Ortadoğu Tarihi’’ isimli kitabında, Napolyon’un beraberinde getirdiği 165 kişilik grubun, Kahire’de Arapça ve Fransızca yayınlar basan bir matbaa ve Mısır Enstitüsü’nü kurduğundan, heyet üyelerinin antik Mısır’ı inceleyen bilimin temellerini attığından ve zamanın Mısır ekonomisini ve toplumunu inceleyip daha sonradan inşa edilecek Süveyş Kanalı için ölçümler yaptığından bahseder. Birçok bilim insanına göre Arap aydınlanması olarak kabul edilen “Al-Nahda’’ bu seferin derin etkisiyle kurulmuştur. Buradan hareketle Napolyon hakkında ne düşünülürse düşünülsün, Mısır için modernleşme tarihinin bir Fransız devlet adamı iradesiyle başladığını söylemek hiçte güç değildir.

1801’de Fransızlar İngiltere’nin baskısına dayanamayıp Mısır’dan çekilirken Mısır topraklarında dört yıl süren bir iç kargaşa yaşanmıştır. Bu tarihten sonra Mısır’da İngilizlerin etkinliği artmış, Londra’dan atanan valiler Mısır siyasetini yönlendirmeye başlamıştır. Bununla birlikte Napolyon’un çalışmaları da meyvesini vermiş ve Fransız kültürü bir biçimde ülkedeki varlığını sürdürmüştü. William Cleveland’ın, “Modern Ortadoğu Tarihi’’ isimli kitabında altını çizdiği gibi Mısır’da o dönemde uygulanan medeni kanun doğrudan Fransa’dan alınmıştı. Ayrıca, Ondokuzuncu yüzyılda Kahire ve İskenderiye gibi şehirlerde açılan Fransız misyoner okulları faaliyetlerini uzun yıllar sürdürmüşlerdir. Ülkedeki ilk özel üniversite de bu dönemde Fransa menşeli olarak kurulmuştu.

Fransa ile Mısır arasında bugünlerde artan ilişkilere bu tarihsel perspektifi de göz önünde bulundurarak bakmak faydalı olacaktır. Bu bağlamda, Paris’in Mısır ile ilişkilerini derinleştirmek ve işbirliğini artırmak istediği yönündeki söylemlerinin, Fransa’nın bu konudaki gerçek motivasyonu olduğuna şüpheyle yaklaşmak gerekir. Geçmişte Mısır’da kısmi bir etkiye sahip olan Fransa’nın bu konumunu artık kaybettiği, ancak Arap Baharı süreci ile bu ülkede ortaya çıkan güç boşluğunu doldurmak için girişimlerde bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın Mısır’a 6 milyar dolarlık Rafale uçağı satışı anlaşması yapması, sıradan ekonomik bir hamleden ziyade Paris’in bu ülkedeki etkinliğini artırmanın bir enstrümanı olarak düşünülebilir. Libya ve Tunus’ta etkisi giderek azalan Fransa’nın, ekonomik sıkıntılar yaşayan ve Batı’dan daha fazla müttefik kazanmak isteyen Mısır’la yakınlaşmak istemesi bu çerçevede değerlendirilebilir.

Metin Özkan

Hakkında

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi’nde tamamladı. 2013 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. Halen Gazi Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.

Yorum Yap