Sisi’nin Kabe Ziyareti

Ahmet Gökçen 1108 Gösterim

Toplumsal Meşruiyet Perspektifinden Sisi’nin Kabe Ziyareti

Sisi’nin 12 Ağustos tarihinde gerçekleştirdiği Kabe ziyareti “Suudi’ye gitmişken orayı da ziyaret edeyim” perspektifinden oldukça uzak stratejik ve diplomatik hamle ile açıklanması gereken bir davranıştır. Askeri darbe ile seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin makamını ele geçiren Sisi, özellikle son aylarda Mısır toplumuna (özellikle muhaliflerine) kendini kabul ettirme arayışı içine girmiştir. %47 katılımla gerçekleşen seçimlerde karşısında da kuvvetli bir aday bulamayan Sisi, Haziran ayında Cumhurbaşkanı seçilmişti. Mısır Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştiren Sisi, Kabe’yi de ziyaret etti.

Kabe, Müslümanlar açısından her milletten insanları bir araya getiren, ihramla beraber insanların birbirinden üstünlüğünü ortadan kaldıran, uğraştığı dünya işlerinden kısmi zamanlı da olsa uzaklaştıran ve en önemlisi insanları Allah’a yaklaştıran önemli bir metafor olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar “kendilerinin kul olduğunu bilmek” diye tabir edebileceğimiz yegane gaye ile bu yola girerler. Ali şeraiti bunu “Hac, gayesizliğin karşıtıdır” cümlesiyle tarif eder meşhur Hac kitabında. Bundan dolayıdır ki “Hacı” olarak sıfatlandırdığımız hac görevini yerine getiren insanlar toplum içerisinde önemli bir konum elde etmektedirler. Bu açıdan “Beytullah” olarak bilinen Kabe’nin Müslüman toplumlar nezdinde çok önemli bir yeri vardır. Büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Mısır’ın yeni Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kabe ziyaretinin bu bağlamda düşünülmesi gerektiği kanısındayım.

Sisi’nin Kabe ziyareti bu tür manalardan oldukça uzak aksine birçok “dünyevi” tabir edebileceğimiz gayeleri taşımaktadır. Nitekim Kabe ziyaretini adeta çevresine etten duvar ören onlarca korumayla gerçekleştiren Sisi’nin Kabe’deki güven ortamından haberdar olmadığı anlaşılıyor. Bununla kalmayıp, orada ibadet eden insanların Kabe’ye yaklaşmasına izin verilmemiştir. Korkunç tablo şu ki; korumalar Kabe’ye sırt dönüp adeta Sisi ve Mısır Heyeti tarafında “tavaf” (!) ediyormuş gibi bir vaziyet düşünün. Dış güçler tarafından kabartılmış bir enaniyetle birlikte putlaştırılmış cismi ve çevresindeki tabilerinin sarhoşluğu Kabe’nin manevi havasını adeta solunmaz bir hale sokmuştur. Taşıdığı korku, Müslümanlar içinde yer bulamamasının en önemli kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaten Kabe’nin taşıdığı manadan uzak bir şahsın, Kabe ziyareti ancak bu şekilde gerçekleşebilirdi.

İlk ziyaret olarak darbe sürecinde maddi desteğini sunan Suudi Arabistan’ı ziyareti önemli bir diplomatik hamle olmakla beraber Kabe ziyareti de önemli bir stratejik ve sosyo-psikolojik hamle olarak kabul edilebilir.  Daha önce Müslüman Kardeşleri bitirme sözü vererek laik kesimi tarafına çeken Sisi’nin Kabe ziyareti, Müslüman Kardeşler dışındaki İslami grupların ve Müslüman bireylerin desteğini alma amacını taşımaktadır. Bununla birlikte diğer Müslüman toplumlara sahip olan özellikle Arap ülkelerinde kendisine karşı oluşan nefreti izole etme arayışını deruhte etmektedir.

Nihai noktada Mısır toplumunun ferasetinin, bu tür siyasal ve sosyo-psikolojik hamlelerin arkasında yatan gayeleri görebilecek kabiliyeti olduğuna inanıyorum. Said Nursi’nin deyimiyle “Dini siyasete alet etmek” babında yapılan bu tür hamlelerin aksine çizilen tabloda görüldüğü gibi İslamiyet’e zararlı hamleler olduğu bilinmelidir.

Hakkında

1987 Kızıltepe/Mardin doğumludur. İlk ve Orta öğretimini Mardin ve İstanbul'da tamamlayan araştırmacı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2008) ve yüksek lisansını (2011) tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim dalında Doktora eğitimini sürdürmektedir. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde kadrosu bulunan Gökçen, görevlendirmeyle (35.Md) Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.

Yorum Yap