Toplumsal Hareketler Bağlamında İslam, Demokrasi ve Müslüman Kardeşler Tecrübesi

Ahmet Gökçen 1032 Gösterim

Toplumsal hareketler hiç şüphesiz en önemli insani kaynaklarını bulundukları toplumdaki veya benzer fikri altyapıya sahip olan toplumlardaki bireylerden oluşturmaktadır. Özellikle son yüzyılda demokrasi ile özdeşleşen bu hareketler küreselleşme ile beraber ulus-üstü bir kimliğe bürünmüşlerdir. Bu kimliğe sahip olmak, her toplumsal hareket için önemli bir vasıf haline gelmiştir. Bu kimlikle beraber toplumsal hareketler, daha geniş bir hinterland, daha çok sayıda ve daha farklı kültürel alt-yapıya sahip gönüllü, daha fazla kaynak sahibi olmuşlardır. Bunun yanı sıra daha fazla ve daha farklı sorunlar, daha farklı yorumlamalar ve daha komplike bir vaziyet karşılarına çıkmaktadır. Bu farklı sorun ve yorumlamalar, hareketin farklı fraksiyonlarını ortaya çıkarmıştır.

İslam ülkelerinde bu toplumsal hareketler arasında en önemli sayılabilecek hareket de hiç şüphesiz Müslüman Kardeşler hareketidir. Yirminci yüzyılın başlarında Mısır’da doğan bu hareket zamanla bütün İslam coğrafyasına yayılmış, birçok yerel harekete ilham kaynağı olmuştur. Türkiye’deki Milli Görüş hareketi de bunlardan birisidir. Bazı Arap ülkelerinde Müslüman Kardeşler Hareketi ile organik bağı olan bazı şahıslar kendi ülkelerinde benzer yapılaşmalara doğru gitmiştir. Müslüman kardeşlere bağlı olan veya ondan ilham alan tüm hareketler demokratik ortamı öncül bir gereklilik olarak görmüşlerdir.

Yirmibirinci yüzyılla birlikte ve daha sonraları “Arap Baharı” ile kavramlaştırılacak olan Ortadoğu’daki toplumsal olayların gelişmesi, yıllardır baskı altında bulunan hatta bazı bölgelerde varlığı ve faaliyetleri yasaklanan bu hareketler için önemli bir zemin teşkil etmekle beraber bu hareketlere önemli bir rol atfetmiştir. Her ne kadar birçok bölgede başlangıcında yer alamasalar bile bu toplumsal olayların yönlendirilmesi, organize bir hal alması  ve neticenin alınması noktasında bu hareketler başat rol üstlenmişlerdir. Oluşan demokratik ortamda yapılan seçimlerle başa gelen İslami Toplumsal Hareketler, çoğu yerde sevinçle karşılaşmış ve bu dalga birçok Arap ülkesine yayılma fırsatı bulmuştur.

Arap Baharı ile birlikte bu toplumsal olayların meyvesi hemen alınsa da her ülkenin kendi toplumsal ve siyasi dinamiklerinden kaynaklanan fikir ve sorunlarla beraber her ülkede farklı formasyonları görülmüştür. Bunun en acı tablolarından biri de Mısır’da gerçekleşen askeri darbe ve Müslüman Kardeşlerin hapsi olmuştur. Bu da önemli bir tecrübedir bir bakıma. Bu zamana kadar duruşlarıyla diğer toplumsal hareketlere rol-model olan Müslüman Kardeşler, bu son darbe ile birlikte diğer ülkelerdeki hareketleri ikaz etmiş ve dikkate çağırmıştır. İslam toplumlarında bu tarz “ılımlı” diyebileceğimiz hareketler dışında radikal bir duruş sergileyen Selefi hareketlerin de bu tür olaylara (darbe) doğrudan olmasa da dolaylı olarak zemin hazırladığı görülmektedir. Her ne kadar darbe sonrasında bazı selefi gruplar pişmanlıklarını dile getirseler de “Atı alan Üsküdar’ı geçti” kaziyesince birçok şey için geç kalmış oldular.

Genelde siyasi ve özelde demokratik süreç çoğu zaman acı tecrübelerle dolu bir yoldur. Her ne kadar daha yoğun görülse de bu, sadece Ortadoğu toplumlarına has bir özellik değildir. Her ne kadar sayacağımız hususlar dışında bir dış müdahale ile askeri darbeye maruz kalan Müslüman Kardeşler Hareketinin bu acı tecrübesi, bağlantılı olsun veya olmasın diğer birçok harekete her konuda dikkat etmeleri, diplomatik ve siyasi ilişkileri iyi ve stratejik yürütmeleri, toplumun farklı fraksiyonlarını kucaklayıcı olmaları, olası tehditler karşısında öngörü sahibi olmaları ve bir anlamda kendine çekidüzen vermeleri açısından önemli bir ders vermiştir. Tunus’ta Nahda Hareketinin nispeten başarısı bu tür siyasi tecrübeler sayesindedir.

Hakkında

1987 Kızıltepe/Mardin doğumludur. İlk ve Orta öğretimini Mardin ve İstanbul'da tamamlayan araştırmacı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2008) ve yüksek lisansını (2011) tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim dalında Doktora eğitimini sürdürmektedir. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde kadrosu bulunan Gökçen, görevlendirmeyle (35.Md) Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.

Yorum Yap