Tarihsel Tecrübe Işığında Müslüman Kardeşler ve Mısır Siyaseti

Ahmet Ayhan Koyuncu 990 Gösterim

Müslüman Kardeşler hareketi modern Mısır’ın en önemli toplumsal hareketidir. Sadece Mısır ile sınır kalmamış ve İslam dünyasının neredeyse tüm bölgelerinde etkin bir hareket haline gelmiştir. Müslüman Kardeşleri farklı yapan bir diğer unsur da hareketin İslam dünyasının ilk uluslararası çaptaki örgütlenmelerinden biri olmasıdır.

1928 yılında altı kişi ile kurulan hareket kısa sürede oldukça geniş bir kitleye ulaşmış ve 1945-1948 yılları arasında yaklaşık 2000 şubeye, 500 bin üyeye ve 3 milyon civarı destekçiye sahip olmuştur. Müslüman Kardeşlerin başarısının temelinde yatan neden, toplumun temel sorunlarına ilgi duymak olmuştur. Eğitimden ekonomiye, kültürden siyasete, yoksulluktan yolsuzluğa kadar bütün alanlara eğilmiş ve bu alanlarda İslami Çözümler üretmeye çalışmıştır. Müslüman Kardeşlerin iki ana çıkış noktası bulunmaktadır. Bunlardan birincisi işgalci güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi vermek ve ikincisi İslam dünyasının dağınıklığını ortadan kaldıracak bir İslam devleti kurmak.

Ancak Müslüman Kardeşler, bu teşebbüsleri sebebiyle siyasi iktidarla sık sık karşı karşıya gelmiştir. Başta Mısır olmak üzere İhvan’ın mevcudiyetinin olduğu ülkelerin iktidarları hareketi kendisine tehdit olarak görmüş ve sindirmeye çalışmıştır. Krallık döneminde iktidarla yaşanan sorunlardan dolayı o dönem orduda subay olan Cemal Abdül Nasır ile bir yakınlaşma kurulmuş ve Nasır’ın öncülük ettiği “Hür Subaylar” örgütünün düzenlediği darbeye destek verilmiştir. Ancak Nasır, iktidara geldikten kısa bir süre sonra Müslüman Kardeşleri iktidarı için bir tehdit olarak görmüş ve onlara karşı sert tedbirler almıştır. Müslüman Kardeşler hareketi özellikle Nasır iktidarında çok sert baskı ve uygulamalarla karşılaşmış ve binlerce üyesi tutuklanmış, hapishanede insanlık dışı işkencelerden geçirilmiştir. Bütün bu zulümlere karşı Müslüman Kardeşler, o dönemde ortaya çıkan şiddet yanlısı hareketlere bulaşmamış ve barışçıl çalışmalarla varlığını ve faaliyetlerini sürdürmeye çalışmıştır.

Nasır’ın 1970’de ölümünden sonra yerine geçen Enver Sedat, harekete karşı kısmen müsahamalı davranmış ve bu dönemde Müslüman Kardeşler çalışmalarını devam ettirmiştir. Siyasetten ziyade daha çok sosyal yaşamda kendisine yer bulan Müslüman Kardeşler, hastaneler kurmuş, yoksul insanlar için çalışmalar yapmış ve her türlü baskıya rağmen Mısır halkından destek görmüştür. Sedat’ın 1981’de öldürülmesinden sonra yerine geçen Hüsnü Mübarek dönemi de siyasi arenada Müslüman Kardeşlere izin verilmemiş ve hareketin siyasi girişimleri engellenmiştir. Bu dönemde parti kurmalarına izin verilmeyen hareket, bağımsız milletvekilleri aracılığıyla mecliste temsil edilmiş, ancak bu vekiller de birçok engellemelerle karşılaşmışlardır.

Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte çok önemli bir rol oynayan Müslüman Kardeşler, Mübarek’in iktidardan devrilmesi sonrasında siyasal sürece dâhil olmuş ve ülkede yapılan ilk serbest genel seçimde iktidara gelmiştir. Müslüman Kardeşlerin desteklediği Muhammed Mursi oyların % 52’sini alarak Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Ancak Mursi, cumhurbaşkanı olarak daha ilk yılını doldurmadan askeri bir darbe ile iktidardan düşürülmüştür. Silaha sarılmadan, sivil itaatsizlik uygulayarak barışçıl gösterilerle darbeyi protesto eden Müslüman Kardeşler, gösteriler sırasında çok sert uygulamalara maruz kalmış, yüzlerce sivil meydanlarda öldürülmüş, binlercesi tutuklanıp cezaevlerine konmuş, yine bin civarında yönetici ve üyesi mahkemelerde idam ve müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştır.

Gelinen noktada görülmektedir ki özellikle bazı bölgesel ve uluslararası aktörlerle ittifak kurarak hareket eden Mısırlı aktörlerin Müslüman Kardeşleri siyaset ve toplum sahnesinden silme girişimlerinin başarılı olma ihtimali zayıftır. Nitekim sosyal tabanı kuvvetli olan Müslüman Kardeşler hareketi geçmişte de yaşadığı benzer süreçlerden daha da güçlenerek çıkmıştır. Hareketin bitirilememesindeki en önemli etken sosyal tabanının geniş kitlelerden oluşmasıdır. Toplumsal hareketlerin tamamen yok edilmesinin imkansızlığını gösteren tarihsel tecrübe Müslüman Kardeşlerin de benzer bir kaderinin olacağını anlatmaktadır.

Bu tarihsel tecrübe hemen hemen İslam dünyasının tümünde yaşanmaktadır. Cezayir, Türkiye, Filistin, Sudan, Tunus ve daha birçok İslam ülkesinde demokratik seçimler sonucu İslamcı hareketler iktidara gelmiş ve hemen sonrasında darbe ile bastırılmış ya da bastırılmaya çalışılmıştır. Bu askeri müdahalelere, darbelere ve anti-demokratik yönetimlere Batılı aktörlerin tepki göstermemesi ise İslam dünyasında demokrasiye ilişkin olumsuz bakışın en önemli nedeni olarak gösterilebilir.

Nihai olarak ifade edersek, hali hazırda Mısır’da büyük baskıya ve dışlamaya maruz kalan Müslüman Kardeşler hareketinin siyaset ve toplum sahnesinden silineceğini ummak yanıltıcı olacaktır. Şiddeti kesinlikle reddeden, barışçıl protesto gösterilerine devam eden ve demokratik haklarını arayan Müslüman Kardeşlerin Mısır siyasetinde yeniden yerini alması ülkenin istikrara kavuşmasının anahtarıdır. Burada altı çizilmesi gereken bir diğer nokta ise Müslüman Kardeşlerin siyasette yer alması durumunda çoğunlukçu ve kapsayıcı bir yöntem izlemesidir.

1979 yılında Gaziantep/İslahiye doğumlu yazar, ilk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünü 2005 yılında bitirdi. Ardından başladığı Yüksek Lisansını 2008 yılında aynı üniversitede tamamladı. Bir süre ara verdiği akademiye 2010 yılı sonunda Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak devam etti. 2012 yılında yine Afyon Kocatepe Üniversitesinde görevlendirmeyle doktora eğitimine başlayan yazar, 2014 yılı başında Muş Alparslan Üniversitesine geri döndü. Çalışmalarını halen bu üniversitede sürdürmektedir.

Yorum Yap