Suudi Arabistan, Mısır ve Kararlılık Fırtınası Operasyonu

Ahmet Ayhan Koyuncu 798 Gösterim

Yemen’deki Husilerin iktidara el koymalarını müteakip Cumhurbaşkanı Hadi’nin uluslararası yardım talep etmesi akabinde askeri operasyonun düzenlenmesi, Ortadoğu bölgesinin zaten karmaşık olan durumunu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Fakat bu operasyon aynı zamanda bazı ülkeler için fırsat olarak görülmektedir. Özellikle Mısır ve Suudi Arabistan, bu operasyonu fırsata çevirmek isteyen ve muhtemelen de çevirecek olan ülkeler olarak dikkat çekmektedir.

Mısır açısından bu operasyon, ülkenin mevcut durumu nazar-ı itibara alındığında bulunmaz bir fırsat olarak görülebilir. Yapılan çağrı karşısında darbenin mimarı Sisi yönetimi, operasyona tereddütsüz destek vermiştir. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, Sisi yönetimi açısından hem kendilerine darbe sürecinde destek veren Suudi Arabistan’a borçları geri ödemektir. Ayrıca Sisi yönetimi operasyona destek olarak, Riyad’da iktidara gelen yeni yönetimin Mısır politikasında herhangi bir değişime gitmesini de engellemeyi hedeflemektedir. Böylece iktidarını daha sağlam bir temele oturtacaktır. Mısır’ın kırılgan ve yardımlara muhtaç ekonomisi, Suudi Arabistan’ın desteğinin devamını zorunlu kılmaktadır.

Operasyonun Kahire açısından bir diğer önemi, Mısır’ın bölge siyasetindeki eski konumuna tekrar sahip olması ve yeniden bir “aktör ülke” konumuna gelmesidir. Mısır, bu açıdan hava ve deniz kuvvetlerini savaşa dâhil etmiş ve olası kara operasyonu için de desteğini şimdiden açıklamıştır. Ancak Mısır’ın bir kara operasyonunda yer almasının nasıl sonuçlar doğuracağı muammadır. Tümgeneral Mahmut Zahir’in dikkat çektiği önemli bir husus, Mısır’ın Yemen’deki coğrafi koşullar dikkate alındığında askeri başarı sağlamasının zor olacağı konusudur. Bu yorumunu kuvvetlendirmek amacıyla 1962’de Mısır’ın Yemen’e müdahalesini örnek gösteren Zahir, Nasır yönetimi altındaki Mısır’ın, Yemen’de darbeyle iktidara gelen yönetime destek olmak amacıyla asker gönderme projesinin başarısızlıkla sonuçlandığını vurgulamaktadır. Zahir, Mısır askerlerinin Yemen’de beş yıl boyunca mücadele ettiğini, herhangi bir başarı kazanmak bir yana çok ciddi kayıplar vererek 1967’de bu desteği sonlandırmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Zahir, Kararlılık Fırtınası operasyonuna Mısır’ın nasıl bir destek sunacağını tarihsel tecrübe ışığında değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu operasyonu Mısır açısından bir fırsata dönüştürebilecek olan bir diğer etken de, Müslüman Kardeşlerle yaşanılan sorunun çözüme kavuşturulması noktasındadır. Yemen operasyonu bir süreliğine Ortadoğu gündemini meşgul edecek ve gözlerin Mısır’dan uzaklaşmasını sağlayacaktır. Böyle bir ortamda düşük profilli bir siyaset izleyerek Sisi yönetimi İhvan’la uzlaşının yollarını arayabilir. Müslüman Kardeşler avukatının yaptığı açıklamada ABD’nin Sisi’ye “Müslüman Kardeşlerle anlaş” telkininde bulunması, Yemen operasyonuna destek veren Türkiye ve Katar gibi darbe karşıtı ülkelerle bir yumuşama ortamı yaratabilme potansiyeli ve Müslüman Kardeşler hareketinin Yemen’deki kolu Islah Partisi’nin Mısır’ın da katıldığı operasyona destek vermesi gibi unsurlar dikkate alındığında, Kahire’nin İhvan’la bir uzlaşı süreci başlatması ihtimali akıllara gelebilecektir.

Burada ayrıca belirtilmesi gereken husus, Müslüman Kardeşler ve Sisi yönetiminin İran’a ve bu ülkenin temsil ettiği Şii bloğa karşı mesafeli duruşudur. Nitekim, “ortak düşman” algısı, blokların birbirleriyle yaşadıkları sorunların görmezden gelinmesinde önemli bir etkendir. Ortadoğu bölgesinde yaşanan Şii-Sünni geriliminin keskinleşmesi, Mısır özelinde bu tür bir duruma kapı açabilecek bir olgudur.

Suudi Arabistan açısından bu operasyon ise İran’ın bölgesel etki genişlemesini engellemeye dönük bir fırsat yaratmaktadır. Kuzeyde Irak ve Suriye’nin içinde bulunduğu duruma ek olarak Yemen’in de İran yanlısı bir iktidara sahip olması, Riyad yönetimi açısından büyük bir kuşatılma anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu operasyonun başarılı olması Suudi Arabistan’ın “bölgesel kuşatılmışlık” durumundan kurtulabilmesi için büyük önem taşımaktadır.

Kararlılık Fırtınası operasyonuyla ilgili dikkate alınması gereken önemli bir nokta ise ilk etapta düzenlenen hava operasyonlarının ilerleyen dönemlerde kara harekatı ile desteklenmesi durumunda karşılaşılacak zorluklardır. Müttefik güçler açısından hava savunma kuvveti oldukça zayıf olan muhaliflere yönelik hava harekatı ne kadar kolaysa, ciddi insan kaynağına ve saha bilgisine sahip Husilere karşı kara operasyonu da o kadar zor olacaktır. Kara harekatının askeri kayıplara neden olarak tüm operasyonu tehlikeye atabileceği ihtimali hem Suudi Arabistan hem de Mısır yönetimlerini endişelendirmektedir. Nitekim olası bir başarısızlık bu iki rejim için de içeride ciddi sorunlara neden olabilecektir.

1979 yılında Gaziantep/İslahiye doğumlu yazar, ilk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünü 2005 yılında bitirdi. Ardından başladığı Yüksek Lisansını 2008 yılında aynı üniversitede tamamladı. Bir süre ara verdiği akademiye 2010 yılı sonunda Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak devam etti. 2012 yılında yine Afyon Kocatepe Üniversitesinde görevlendirmeyle doktora eğitimine başlayan yazar, 2014 yılı başında Muş Alparslan Üniversitesine geri döndü. Çalışmalarını halen bu üniversitede sürdürmektedir.

Yorum Yap