Ortadoğu Siyasetinde Bir Oyun Değiştirici Olarak Erdoğan’ın Suudi Arabistan Ziyareti

Muhammad Zawawy 1620 Gösterim

Erdogan ve Kral Selman Suudi Arabistan

Suudi Arabistan’da Kral Abdullah’ın ölümüyle gerçekleşen “biyolojik değişim”, çeşitli faktörler ile birleşerek Riyad’ın yeni bir bölgesel politika izlemesine neden olabilecek ve ülkede iktidara gelen yeni yönetimin Ortadoğu siyasetinin değişmesinin önünü açabilecektir. Bu anlamda Suud ailesinden gelen sinyaller de, krallığın bölgedeki dış politikasında değişikliğe gideceği şeklinde algılanabilir. Bu sinyallerden en önemlisi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal’ın, Müslüman Kardeşler (MK) hareketine gönül verenlerle bir problemin olmadığının altını çizmesidir. Bu çerçevede değerlendirilebilecek bir diğer gelişme de, Yemen’de Husilerin askeri darbeyle Sana’daki cumhurbaşkanlığı sarayını kontrolleri altına almalarının ardından, Riyad yönetiminin Müslüman Kardeşlerin Yemen’deki uzantısı olan Yemen Islah Partisi ile yapılan görüşmesidir. Suudi Arabistan’ın bu görüşmeyle amacı Yemen’de İran’ın etkisini kırabilecek bir müttefike sahip olmaktır.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret de bu anlamda önem taşımaktadır. Ziyaretteki görüşmelerde öne çıkacak konunun Kral Abdullah döneminde Mısır’la ilgili fikir ayrılığı yaşayan iki ülkenim, bu anlamda yeni bir siyaset denklemi oluşturmanın önündeki engelleri görüşeceği tahmini yapılabilir. Ayrıca, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelenin önemi ve bölgede İran’ın etkisinin giderek yükselişi gibi konuların da değerlendirilmesi beklenmektedir. Müslüman Kardeşler hareketi de Ankara ve Riyad arasındaki konulardan. İhvan’la ilgili Ankara’nın pozisyonuna daha yakın olan ABD lideri Obama’nın da, vefat eden Kral Abdullah’ın cenaze töreninde Kral Salman’la bu konuyu görüştüğü ve Müslüman Kardeşler hareketiyle bir diyalog başlatılmasının önemine vurgu yaptığı belirtiliyor. Nitekim, ABD yönetiminin Körfez’deki müttefiklerinin aksine İhvan’ı terörist grup olarak kabul etmemesi de Washington’un bu anlamda Riyad’dan farklı bir pozisyon izlediğinin göstergesi olarak kabul edilebilir.

Suudi Arabistan’ın Mısır’la ilgili siyasetinde değişikliğe gidebileceğine dair bir diğer gösterge de Mısır’da Sisi rejiminin kontrolü altındaki medyanın bu yöndeki bir endişeye daha fazla dikkat çekmeye başlamasıdır. Kral Abdullah’ın ölümünden sonra Suudilerin dış politikasında değişikliğe gidilebileceğine dair söylentiler, Mısır’daki mevcut yönetimin propaganda aygıtlarından Mısır istihbarat aygıtına yakın oldukları bilinen TV sunucusu ve yazarlar tarafından da dile getirilmiştir. Öyle ki bu kanallarda Kral Salman’a karşı bir medya kampanyası dahi düzenlenir olmuştur. Bu söylentiler Kral Abdullah döneminde Kraliyet Mahkemesi Genel Sekreterliği görevi yapan ve BAE ile birlikte Mısır darbesine ciddi anlamda destek olan Khalid al-Tuwaijri’nin ve ona yakın grubun yönetimden tasfiye edilmesinin ardından daha da ciddiye alınmıştır. Bununla birlikte Ankara ile iyi ilişkiler geliştirdiği bilinen ve 2013 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Muhammed Bin Nayef yeni veliaht prens olarak belirlenmesi Mısır’da darbe yandaşlarının endişelerini daha da artırmıştır.

Pragmatik bir açıdan bakıldığında, doğuda İran’ın artan nüfuzu, kuzeyde IŞİD tehdidi, güneyde Husilerin etkisi ve batıda Sisi liderliğindeki darbenin maliyetinin ve olumsuz etkilerinin giderek fazlalaşması, Suudi rejimini hem Mısır’a hem de Müslüman Kardeşler hareketine yönelik siyasetini yeniden sorgulaması gerektiği konusunda ikna etmiştir.  Dört cephedeki bu korkunç durum göz önüne alındığında, Suudi Arabistan’ın bir politika değişikliğine gitmesi bir zorunluluk gibi gözükmektedir.

Suudi Krallığı içinde ciddi bir kesimin artık para ve petrolün sonsuza dek sadakat ve istikrar satın alamayacağı ve sosyal medya çağında halkın taleplerinin gözardı edilemeyeceği konularını da dile getirmesi rejimi daha da sıkıştırıyor. Bu gibi unsurların dikkate alınmasını önemseyen kesimler Krallığın bölgesel ve küresel vizyonunda bir değişime gidilmesini de talep ediyor.

Bu noktada Türkiye, Mısır’da başından beri darbeye karşı takındığı demokratik tavır, bölgede yükselen mezhepçi politikaları engellemeye yönelik söylem ve içerisindeki etnik problemlere karşı demokratik çözüm yöntemleriyle, Suudi Arabistan’ın bölgesel siyaseti için bir rol model olabilir. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti bölgesel politikalarda yeni bir dönem sunabilir. Bu ziyaretle siyasal İslam’ın bölgesel siyaset ve güncel gelişmeler için yeni formüller üretmesinin yolu açılabilir. İki ülke arasındaki görüşmelerin, Müslüman Kardeşler hareketine yeni ve kapsayıcı bir siyasi model önermesi, Mısır’ın içerisinde bulunduğu krizin sonlandırılabilmesi için ciddi fırsatlar sunacaktır.

Bölgenin kadim ve köklü siyasi mücadeleleri ve sosyo-ekonomik problemlerinin kısa ve kolay çözümlerle halledilmesi zor gözükmektedir. Ancak Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret bu anlamda ciddi bir adım olarak algılanabilir. Bu yönde bir irade sergilenirse, ilerleyen ziyaretler daha barışçıl bir Ortadoğu’nun doğmasının önünü açabilir.

Muhammad Zawawy

Hakkında
Muhammad Zawawy

Yorum Yap