Müslüman Kardeşler ve Milli Görüş Hareketi -1-

Ahmet Gökçen 1328 Gösterim

Müslüman Kardeşler (İhvan) ve Milli Görüş; kuruldukları günden itibaren çığ gibi büyüyen, temel manada örtüşen iki hareket olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek davalarında, gerek misyon ve vizyonlarında, gerek de sürdürdükleri çalışmalarda örtüşen bazı noktalar gözlemlenmektedir. Bunun yanı sıra benzer nitelikte olmaları, onları yerel ve küresel kuvvetlerin tehlikelerine ve tehditlerine karşı birlikte hareket etmeye zorlamıştır.

Müslüman Kardeşler kuruluşundan bu yana birçok reform geçirmiş fakat bazı temel değerler konusunda muhafazakarlığını korumuştur. İhvan ilk kuruluş yıllarında bazı hedefler tayin etmiş ve dünyada barış ve adaletin hüküm sürmesi için bu şartların gerekli olduğuna hükmetmiştir. Bu şartları Çağlayan’ın kitabından da yararlanarak şöyle belirtebiliriz. Öncelikle Müslüman birey, Müslüman aile, Müslüman ulus ve Müslüman bir hükümet oluşturacak bir İslami eğitim sisteminin var olmasını öngören harekete göre önemli şartlardan biri de devlet ve dinin birbirinden ayrılmamasıdır. Zira Müslüman Kardeşlere göre İslam, kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde bu dünyaya ve ahirete ve insana ilişkin konuları düzenler: “Şüphe yoktur ki misyonumuz kelimenin her anlamıyla İslami’dir.” Fakirlik, cehalet, hastalık ve suça karşı savaşmayı başlıca görev sayan hareketi Hasan El-Benna şöyle tarif eder: “Siz bir yardım örgütü değilsiniz, ne siyasi bir parti ne de kesinlikle sınırlandırılmış hedeflere sahip yerel bir derneksiniz… Kendinizi insanlığın geri kalanının omuz silktiği bir yükün taşıyıcıları olarak hissetmelisiniz.” Cihadın, Allah’ın her Müslüman’a yüklediği kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu belirten El-Benna siyasi partilere karşıttır. Ona göre siyasi partiler “ümme”nin birleşmesine bir tehdit oluşturmaktadır. Irkları aşağılama, onlara saldırma ve bir milletin zaferi uğruna onları kurban etme ve varlıklarını tehlikeye sokma şeklindeki bir milliyetçiliğe hayır diyen hareketin lideri Hasan El-Benna’nın belirttiği üzere Müslüman Kardeşler, dünyaya yayılmış Müslümanları birleştirilmiş bir devletle kucaklayacak bir İslam imparatorluluğuna geri dönmek için İslam’ın bayrağını yükseltip mesajını taşıyarak bir mücadeleye başlamıştır.[i]

Ayrıca El-Benna’ya göre İhvan üyesi; kardeşlik samimiyet, mes’uliyet, fedakarlık ve sebat gibi bir takım olguları deruhte etmesi gerekir. Kültürel gelişme ve yayılmanın mekanı olarak Cami’yi tarif eden El-Benna’ya göre şerrin 10 kaynağı; Sömürgecilik, siyasi-şahsi ve mezhepsel farklılık ve bölünmeler, çıkarcılık, yabancı ortaklıklar, Batıyı taklit, laik konumlar, ateizm ve entelektüel kaos, aşırı arzular ve iffetsizlik, söylem ve tahlillerdeki bilimsel metod eksikliğidir. Bunun yanında El-Benna dinin kendisi ile dini kurum arasındaki ayrımı netleştirir. Egemenlik nihayetinde Allah’a aittir. Ona göre İslam devletinin dağılması beş problemle başlamıştır: Siyasi ve dini farklılık, kişisel isteklere ve lükse düşkünlük, hakimiyetin Arap olmayanlara geçmesi, uygulamalı bilimlere karşı kayıtsızlık, Müslümanlardaki aşırı otorite tutkusu.[ii]

Milli Görüş Hareketi’nin siyasi alanda temsilcileri olan partiler kendi program ve tüzüklerinde ideolojilerini vizyon ve misyonlarını belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra hareketin gençlik kolları da hareketin ideoloji ve faaliyetleri hakkında önemli bilgileri elde etmemize yardımcı olmuştur. Saadet Partisi Kadın, Aile ve Gençlik’ten sorumlu genel başkanı Nazim Maviş geçen yıl verdiği bir röportajda gençlerin yetiştirilmesi hususunda şu yorumları yapmıştır:

“Milli Görüş’ün 40 yıllık tarihi içerisinde iki temel taşıyıcı unsur, kadınlar ve gençler olmuştur. İki kesim de, hem seçim çalışmalarında hem de toplumsal dönüşümün dinamiği olarak Milli Görüş’ün gelecek nesillere taşıma noktasında en önemli faktör olmuşlardır… Kendisine yararlı olduğu kadar bütün insanlığa faydalı, çağının gerektirdiği bütün bilgi, beceri ve donanıma ve vizyona sahip; imha değil inşa etmeyi; yıkmayı değil yapmayı; dağıtmayı değil toparlamayı hedefleyen; her şeyiyle bir medeniyeti inşa etme sorumluluğu ve mesuliyetine müdrik bir gençlik yetiştirmeyi istiyoruz… Kendi medeniyet değerlerimiz etrafında bir dünya inşa etmemiz lazım. Yeni ve adil bir dünya kurmanın yolu önce mesuliyetine müdrik bir genç şuuruyla hareket etmekten geçer… Gençler bizim hareketimizin temel dinamiğini oluşturmuştur. 1980 öncesi MTTB ve Akıncılarla başlayan, 1980 sonrası MGV ve partimizin gençlik kolları ile devam eden süreçlerde, gençler Milli Görüş’ü gelecek nesillere taşıyan en önemli unsur olmuştur. Toplumda iz bırakmışlardır. Kimsesizin kimsesi olarak geleceğe inşa etmeye dönük bir misyon üstlenmişlerdir.”[iii]

Yine Gençlik kollarının resmi kuruluşu olan Anadolu Gençlik Derneği’nin misyonunda yer alan- Gençlerimizi yaratılış gayesini bilen ibadet yaldızlarıyla bezenen kişiler yapabilmek[iv] maddesi de milli görüş camiasında bulunan gençlerin yetiştirilme tarzı hakkında bilgi vermektedir.

Başladığı yıllardan itibaren tüm siyasi parti programlarında “Yeni Bir Dünya Düzeni”ne vurgu yapan Milli Görüş Hareketi genel itibariyle adalet, hak, ahlak, maneviyat, barış, milli kültür, vahdet ve inanç kavramları üzerinde yoğunlaşmıştır. Tüm bunların sağlanabilmesi için de emperyalizmin, batılı güçlerin, siyonizmin, sömürgeciliğin ve bazı Marksist ve anarşist ideolojilerin ortadan kalkması gerektiğine vurgu yapmıştır. Daha güçlü ve bölgesinde hakim bir Türkiye hedefleyen hareket, bu amaçla milli ve manevi değerlerin korunması üzerinde yoğunlaşmış ve topluma bu değerleri kazandırmayı misyon edinmiştir. Bu bağlamda Saadet Partisi’nin parti programında şu ifadelere yer verilmektedir:

“Ahlâk ve Maneviyat en önde yürüyen bayrağımızdır. Ahlâkî ve manevî değerlere bağlı milletlerin büyük uygarlıklar kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir. “Yaşanabilir bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye”nin ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlâk, mânevîyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyoruz. Bu nedenle Saadet Partisi olarak, güzel ahlakın kökleşmesini ve geliştirilmesini toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve ülke fertlerinin saadete ulaşabilmesi için zorunlu görüyoruz.”[v]

Milli Nizam Partisi’nin programında da demokrasinin hak ve hakikat otoritesi için “serbest imkânlar zemini” olduğunu vurgulayan hareket, laiklik konusunda da bu müessesenin din karşıtlığı şekline dönüşmesine yardımcı olan her türlü anlayışa karşı olduğunu belirtmiştir. Parti milliyetçilik anlayışını da şu şekilde belirtmiştir:

“Müşterek davalara iman, müşterek tarih şuuru, müşterek kültür ve gaye birliği içerisinde ve müşterek bir ruhi muhteva potasında erimiş toplulukları tam bir vahdet içinde kabul edici, zarfı mazrufa göre kıymetlendirici ve bu ölçüler dışında hiçbir tefrik yapmayıcı bir milliyetçilik anlayışına sahibiz”

Ayrıca “İcrai organın daha kudretli olması ve sür’atli çalışabilmesi için Reisicumhur’un tek dereceli olarak (halk tarafından seçilmesi) ve icrai organ düzenini Başkanlık sistemine göre tanzimi” de MNP nin parti programında yer almış, Milli Görüş’ün yeni Türkiye için düşündükleri sistemin ipuçlarını vermiştir.[vi]

Müslüman Kardeşler ve Milli Görüş Hareketi’nin ideolojileri, bazı söylem ve uygulamaları, bakış açıları ve en önemlisi dava birliği üzerinde yoğunlaşmaları iki hareket arasındaki benzer noktaları gösteriyor. Zira her iki hareket de demokrasiyi amaç edinmiş hareketler değil, misyon ve vizyonlarını gerçekleştirmek, amaçlarına ulaşmak, dünya adaleti ve barışını sağlamak için bir zemin olarak düşünmektedirler. Her ne kadar İhvan ilk söylemlerinde şeriat isteyen, Kur’an’ı anayasa olarak kabul eden bir hareket olarak karşımıza çıkmış olsa da daha sonraları demokrasi, insan hakları, parlamento sistemi gibi söylemlere başvuran, hatta –son dönemde- siyasi parti kuran bir hareket olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca her iki hareketin de dünya düzenine yeni bir şekil kazandırmak ve emperyalist, kapitalist sisteme son vermek gibi bir misyon üstlendikleri yukarıda iki hareketin ideolojilerinde yer almaktadır. Ayrıca her iki hareketin de gençlerin yetiştirilmesi konusu üzerinde özel bir çaba sarfettikleri de görülmektedir. Milli ve manevi değerler üzerine vurgu yapan her iki hareket de vahdet meselesi üzerine yoğunlaşmakta ve misyonlarını “dava” olarak benimsemekte ve bu davaya kutsallık atfetmektedirler. Bu davayı üstlenmenin belli bir inanca dayandığını söyleyen hareketler bu imanın dava için olmazsa olmaz bir gerekliliği olarak görmektedirler.

İki hareketi buluşturan en önemli nokta da şüphesiz İslam Birliği’dir. Milli Görüş Hareketinin D-8 üzerine yoğunlaşması da bu birliğin temelini atma çabasıdır. Zira İhvan-ı Müslimin Hareketinin de mezhep farklılığını gözetmeksizin bir İslam Birliği üzerine vurgu yapması da bunun göstergesidir. Ayrıca her yıl düzenlenen Müslüman Topluluklar Birliği de iki hareketin de aynı amaç doğrultusunda hareket ettiklerini göstermektedir. Geçtiğimiz yıl Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından 19.’su düzenlenen ve İhvan-ı Müslimin’in de katıldığı Uluslararası Müslüman Toplulukları Birliği’nin ana teması “Yeni Dünya Düzeni” olarak belirlendi. Her defasında Milli Görüş hareketinin vurguladığı “Yeni Dünya Düzeni” söyleminin bu kongrede ana tema olarak seçilmesi Milli Görüş Hareketi’nin diğer katılımcıları ne kadar etkilediğinin apaçık bir göstergesidir.

Saadet Partisi İstanbul İli Başkan Yardımcılığını yapan aynı zamanda dış ilişkiler sorumlusu olan Mustafa Kaya, iki hareketin dünyayı okuma, dünyadaki zulmü, dünyadaki adaletsizliği, dünyada barışın ve adaletin hâkim olması adına bir farkları olmadığını belirtmiştir. Bunun yanında iki görüşün de ulvi ideallere sahip olduğunu belirten Kaya, bu idealler olmazsa görülen bunca eziyet, yapılan zulümler, yaşanılan sıkıntılar –ki 4 parti kapatıldı yeniden toparlanma süreçleri- çekilmez engeller teşkil etmektedir. Bunun yanında mevcut sistemi eleştiren ve bunun tamamen değişmesi gerektiğine inanan, BM yapısı gibi mevcut bu elinde veto etme hakkını bulunduran ülkelerin içinde bir tane Müslüman ülke olmayışını gören, dünyada hangi noktada bir zulüm varsa o zulmün muhatabının Müslümanlar olduğunu gören bu şekildeki “ortak bilinç”, iki hareketin birçok noktada örtüştüğünü ortaya koyuyor. Farklılıklar bağlamında mevcut siyasal ve toplumsal yapıların farklılığı iki hareket arasındaki farkların da oluşmasına sebep olduğunu belirten Kaya, laiklik konusunu örnek gösterdi: “Dolayısıyla biz mevcut siyasi partiler kanununa göre kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Onlar da kendilerine göre ifade etmeye çalışıyor. Onlar kalkıp anayasamızda İslam olacak diyebilir. Bizim Türkiye şartlarında bu şekilde ifade etmemiz mümkün değil.”[vii]

[i] Selin Çağlayan, Müslüman Kardeşler’den Yeni Osmanlılar’a İslamcılık, İmge Yayınları, Ankara, 2011, ss. 177-184. (Daha ayrıntılı bilgi için bkz: Hasan El-Benna, Hatıralarım,(Çev. M. Beşir Eryarsoy), Beka Yayınları, İstanbul, 2007.)

[ii] İbrahim M. Ebu-Rabi, İslami hareketin Entelektüel Kökenleri”, Yöneliş Yayınları, İstanbul, 1998, ss. 133-139.

[iii] http://www.milligazete.com.tr/haber/milli-gorus-hareketinin-temel-dinamigi-kadinlar-ve-gencler-175087.htm

[iv] http://www.agdistanbul.org.tr/misyon.asp

[v] http://www.saadet.org.tr/kurumsal/ii-devletin-nitelikleri-ve-ilkeler/684

[vi] http://www.belgenet.com/parti/program/mnp.html

[vii] 22.09.2011 tarihinde Mustafa Kaya ile yapılan mülakattan.

Hakkında

1987 Kızıltepe/Mardin doğumludur. İlk ve Orta öğretimini Mardin ve İstanbul'da tamamlayan araştırmacı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2008) ve yüksek lisansını (2011) tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim dalında Doktora eğitimini sürdürmektedir. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde kadrosu bulunan Gökçen, görevlendirmeyle (35.Md) Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.