Mısır’ın İhvanı ve Tunus’un Nahdası: İki Ekol, İki Hareket

Ahmet Gökçen 1179 Gösterim

Arap Baharı’nın ilk kıvılcımının parladığı yer olarak dikkatleri üzerine çeken ve şüphesiz bu geçiş sürecinin en az sorunlu ülkesi olan Tunus’taki demokratikleşme sürecinin başarıya ulaşmasında şüphesiz Nahda Hareketinin rolü önemli bir yer tutar. Diğer Arap ülkelerinde bulunan toplumsal hareketlere nispeten daha liberal bir kimliği olan Nahda’nın bu özelliği hareketi diğer İslami oluşumlara nazaran daha “ılımlı” kılmaktadır. Arap-İslam kültürünün temelde fikri altyapısını oluşturduğu hareket Müslüman Kardeşler’e benzerliği ile dikkat çekmektedir. Hatta Nahda’ya, Tunus İhvanı tanımlaması yapılagelmiştr.

Lakin harekete ve hareketin üyelerine yönelik yapılacak etraflı bir analiz, iki ülke İhvanları arasındaki benzerliklerin oldukça az olduğunu gösterecektir. Öncelikle Müslüman Kardeşler 1900’lü yılların başlarında oluşmaya başlayan temelde sömürü ve hegemonya sonrası oluşan seküler yaşam biçimine “dava” bilinciyle karşı çıkan ve tebliği birincil görev addeden ve bu metoduyla hemen hemen 20.yüzyılda oluşan (Milli Görüş Hareketi de dahil) birçok harekete  ilham kaynağı olan bir İslami harekettir. Diğer hareketler gibi Nahda da geniş kitlelere ulaşan Müslüman Kardeşler hareketinden etkilenmiştir. Ancak bu etkilenmeyle birlikte Nahda, Tunus’ta ortaya çıktığı zamana, ülkedeki siyasi ve toplumsal yapıya ve diğer bazı unsurlara gore kendi özgün biçimini almıştır. Nitekim, ülkelerin sosyo-ekonomik, kültürel ve politik yapısı ve tarihsel tecrübelerinin farklılıklar arzetmesi, o ülkede oluşan toplumsal hareketlerin de birbirlerinden farklı olması sonucunu doğurmaktadır.

1881-1956 yılları arasında Fransa’nın sömürgesi altında kalan Tunus’ta, bu yıllar ve daha sonraki Habib Burgiba ve Zeynelabidin bin Ali dönemleri boyunca 100 yıl süren seküler hegemonya sonrasında bazı dinin gruplar haricinde nüfusun birçoğu seküler zihin yapısına sahip olagelmiştir. Burgiba döneminde muhalefet olan Yusufiyunlar (halihazırda bulunmamakta), 70’lerde ortaya çıkan İtticah-ı İslam (İslama Yöneliş/daha sonraları El-Nahda olarak adlandırılacak), 90’larla birlikte oluşan Selefi hareketler ve bazı Sufi tarikatler dışında kalan bireyler özellikle modernizmle birlikte oldukça seküler zihinsel kodlara sahip olmuşlardır. Bu zihinsel kodlar bahsi geçen harekeler ve tarikatlara mensup bireylerde de az da olsa bulunmaktadır. Özellikle sömürü dönemi sonrası oluşan bu kodlar, Nahda hareketini de etkilemiştir. Raşid Gannuşi’nin Batılı eğitim tarzı ile yetişmesi, liberal düşünceye töleranslı yaklaşması ve İslama daha özgürlükçü bir anlayışla yorumlaması, Nahda hareketini diğer İslami hareketlerden farklı kılmıştır. Bu anlamda Nahda, diğer İslami hareketlere göre daha seküler, liberal ve demokratik bir yapıda olagelmiştir.

Fakat Müslüman Kardeşler hareketi hala içinde Batılı görüşlere/kavramlara yer vermeyen -aksine buna tepki gösteren-, daha geleneksel bir harekettir. Nahda, Müslüman Kardeşler’le olan bağının sadece ilham düzeyinde ve tecrübelerden alınan dersler düzeyinde olduğunu iddia eder. Dünyadaki diğer İslami hareketlerle olduğu gibi Müslüman Kardeşlerle de temaslarını sürdüren Nahda hareketi, bu anlamda Milli Görüş ve AK Parti tecrübesi gibi Müslüman Kardeşler tecrübesinin de kendileri için önemli dersler verdiğini her fırsatta dile getirir. Hareketin ileri gelenleri “Tunus İhvanı” isimlendirmesinden rahatsız olmadıklarını ama bu onun bir kolu oldukları anlamına gelmediğini de belirtmektedirler.

Nasıl ki Mısır’daki İhvan-ı Müslimin hareketinin fikri arkaplanında Ezher ekolünün önemi büyükse, aynı şekilde Tunus’taki Nahda harketinin oluşumunda da Zeytune ekolünün rolü gözardı edilemez. Bu şu anlama gelimektedir: Bir yanda Şark toplumsal yapısına sahip, uzun yıllar İslam dinin önemli merkezi haline gelmiş, Şafii mezhebine tabi, kısa bir süre de olsa İngiliz sömürgesi altında bulunan ve Arap toplumlarının annesi olarak kabul edilen Mısır’da oluşan bir ekol; bir yanda da Mağrib sosyal dokusuna sahip, Endülüs kültürünün ülkenin her tarafında hissedildiği, Maliki mezhebine mensup bireylerin çoğunlukta bulunduğu, etkili bir Fransız sömürgeliği süreci atlatan, Avrupa’nın kapısı olan Tunus ekolü. Tüm bu unsurlar doğal olarak kendi ülkelerinde oluşan toplumsal hareketleri -fikri arka planları, uygulamaları, örgütsel biçimleri, topluluk bilincini, görev ve sorumlulukları- dolaylı olarak veya doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle de Müslüman Kardeşler ve Tunus’taki Nahda hareketlerini birbirlerinin aynısıymış gibi görmek doğru olmayacaktır.

Ahmet Gökçen

Hakkında

1987 Kızıltepe/Mardin doğumludur. İlk ve Orta öğretimini Mardin ve İstanbul'da tamamlayan araştırmacı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2008) ve yüksek lisansını (2011) tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim dalında Doktora eğitimini sürdürmektedir. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde kadrosu bulunan Gökçen, görevlendirmeyle (35.Md) Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.

Yorum Yap