Mısır’ı Anlama Kılavuzu

Metin Özkan 1492 Gösterim

Geçtiğimiz Cuma günü Mısır’da, başkent Kahire’nin yanı sıra ülkenin birçok kentinde elektrik kesintileri, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılar ve Mısır hükümetinin Filistin’li insanlara sınırlarını kapatması protesto edildi. Artık Mısır’da şu daha net görülüyor ki, en başta darbeye destek veren halk bile yaşanılan süreçte desteğini geri çekmeye başladı. Çünkü şu an Mısır halkının yaşadığı sefalet Mübarek döneminde yaşadıklarından pek de farklı bir sefalet değil.

Mısır’da özellikle alım gücü düşük kesimin yaşadığı semtlerde elektrik kesintileri günlük 10 saati geçen sürelere ulaştı. Ve halk, yaşanan elektrik kesintilerine çözüm bulmada başarısız olan yönetimin düşmesi için ‘Cuma’ çıkışında protestolarına devam ettiler ve “Defol Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi’’ sloganları attılar. Protestoların tek konusu elektrik kesintileri değildi tabiî ki. Mısır halkı ne kadar zor durumda olursa olsun, Gazze’deki kardeşlerini unutmamıştı ve haksız-hukuksuz cezaevlerindeki tutukluların da serbest bırakılmasını istiyorlardı.

Göstericilere yapılan müdahale sonucunda en az bir kişi hayatını kaybetti ve onlarca kişi yaralandı. Darbeyi izleyen günlerde başlayan ve hala devam eden bu acımasız şiddet; BM, ABD, AB ya da herhangi bir ülke kınamıyor; darbeye karşı tavrını netleştiremiyor, lafı evirip çevirip boş nasihatlarla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Karşı çıkmak şuraya dursun Suudi Arabistan, Katar ve ABD milyar dolarlık maddi desteklerini esirgemeyip darbeyi destekliyorlar.

Darbeyi izleyen haftada New York Times’da ilginç bir köşe yazısı okumuştum. Yazar, çgenel hatlarıyla şundan bahsediyordu: “Şu an Mısır’ın başında bir cunta yönetimi olabilir ancak Başkan Obama’nın Mısır ile ilişkileri bozması kısa ve uzun vadede ülkenin çıkarlarıyla ters düşmektedir. Çünkü Mısır hava sahasını ve Süveyş’i kullanan ABD’nin, bölgedeki terörle savaşı sekteye uğratılmamalıdır. Ayrıca ters düşme durumunda 1979 tarihli İsrail-Mısır anlaşmasına da zarar verilebilir.’’

Mısır’ın bölgedeki öneminden önceki yazımda bahsetmiştim, şimdi yukarıda bahsettiğim üç önemli konuyu cımbızla çekecek olursak tablo biraz daha netleşebilir; Mısır hava sahası, Süveyş Kanalı, İsrail-Mısır anlaşması…

Konu Ortadoğu olduğunda bahsedilmesi gereken ülkelerin başında şüphesiz Mısır gelmektedir. Ortadoğu ile ilgili bir strateji geliştirmeniz gerekiyorsa bunun en önemli unsurlarından bir tanesi bu bölgedeki doğal kaynaklardır. Bu iki durumu bir arada ele aldığımızda ortaya çıkan şudur: Ortadoğu’da ve bu bölgede yer alan doğal kaynaklar hakkında söz sahibi olmak istiyorsanız Mısır’da ciddi bir nüfuza sahip olmanız gerekmektedir. Mısır’ın bu kapsamdaki önemi Kahire’nin bölge siyasetindeki etkinliğinden ve Süveyş Kanalı’nın uluslararası ticaret açısından öneminde yatmaktadır. Avrupa ve Uzak Doğu için Süveyş Kanalı’ndan gerçekleşen ticari aktivite ve petrol transferi büyük önem taşıdığından Mısır’daki gelişmeler Doğu’dan Batı’ya birçok ülkeyi yakından ilgilendirmektedir.

Son olarak yine Mısır’daki gelişmelerin çok yakından takip edildiği bir diğer ülke de İsrail’dir. 1979’da ABD’nin isteği üzerine bir araya gelen Enver Sedat (Mısır adına) ve Menahem Begin (İsrail adına) bir barış anlaşması imzaladılar. Bu arada Enver Sedat, Hüsnü Mübarek ve General Sisi’nin yaptıklarına bakarsanız, Enver Sedat’ın diğer iki şahsın siyasal öncülü olduğunu görebilirsiniz. Sedat bu anlaşma ile, ABD’nin önderliğinde, hem Ortadoğu petrollerinin transferini garanti altına almış hem de İsrail’in bölgedeki güvenliğini temin etmiş oldu. Ve bugün Mısır’da ne yaşanıyor olursa olsun bu güvencelerin bozulmasını istemiyorlar. Yine bu güvenceyi tehdit edebilecek her türlü oluşum ile savaşmaya da yeminli gibiler. Bu noktada yıllardır Müslüman Kardeşler ile mücadelelerinin altında yatan motivasyonu da anlamak hiç zor değil. Bu açıdan bakıldığında Ortadoğu’yu anlamanın anahtarı Mısır’daki gelişmeleri doğru anlamlandırabilmektedir.

Hakkında

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi’nde tamamladı. 2013 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. Halen Gazi Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.

Yorum Yap