Mısır Darbesinin Motivasyonu ve Sisi Yönetimin Çıkmazları

Metin Özkan 1249 Gösterim

Tarihin en eski medeniyetlerinden olan Mısır, ilk defa halkın iradesiyle seçtiği liderini ulusal ve uluslararası bir koalisyon sayesinde 3 Temmuz’da, henüz görev süresinin birinci yılında devrilmesine şahitlik etti. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim üzere bu darbenin altında yatan koalisyon ve motivasyonu anlamak önemlidir. Zira Mısır’da ve bölgede yaşanmaya başlanan demokrasiye geçişe o günlerde tahammül edilememişti. Askeri darbenin ardından gelinen noktada ise bugün itibariyle Mısır’ın kısa vadede demokratik düzene geçişi pek mümkün gözükmemektedir. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, Mısır’da halkın önemli bir kısmı Mursi’nin politikalarından hoşnut olmasa da bireysel ve kolektif çabaları ile elde ettikleri demokratik seçimlerin ve temsilcilerinin darbe yoluyla ellerinden alınmasından sonra, askeri düzene karşı ciddi bir direniş ortaya koymuştur. Nihayetinde bu davranışlar darbeden geri dönüş getirmese de siyasi koalisyonun zayıflamasına ve iktidarın ülkeyi yönetemez hale gelmesine katkıda bulunmuştur.

Biraz geriye dönerek 25 Ocak 2011 devriminin ardından yaşananları hatırlamak faydalı olacaktır. Devrim birçok farklı düşünceye sahip hareketlerce desteklenmiş ve gerçekleştirilmişti. Bu farklı kesimlere mensup insanların devrimin ardından ülkeyi yönetecek kişi hakkında en ufak bir düşüncesi dahi yoktu. Klişe bir tabirle Mısır devriminin ardındaki ‘’lider kişi eksikliği’’ devrim sonrasında ki belirsizliğin artmasına sebep oldu. Mursi’nin potansiyel muhalifleri bu farklı kesimlerin yanı sıra Mübarek döneminden kalan ordu-yargı-bürokrasi-burjuvazi ve medya mensupları ise pozisyonlarını korumuşlardı ve muhalefet etmeye seçimlerden bile önce başlamışlardı. Yani 2012’de Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi’ye karşı onu bekleyen ciddi bir muhalefet mevcuttu. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı seçilen Mursi, muktedir olamamış görüntüsünü silmek için çok çaba sarf etmişse de pek başarılı olduğunu söyleyemeyiz.

Mısır’daki darbe komisyonu Mursi’nin iktidarının ilk birkaç ayının sonunda oluş(turul)muştu. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Mısır’ın seküler-liberal muhalefeti Muhammed El-Baradey liderliğinde iktidara ortak olmak isteyip red edilince darbe komisyonunun içerisinde olmaktan çekinmedi. Mursi’ye 48 saat tanınmasının ardından tankları meydanlarda sergilemeye(!) başlayan ordu yetkilileri korkusuzca darbe yaparken liberal muhalefet bunun devrim olduğunu ve Amerika’nın bile darbe demediği bu olayın Mısır halkını korumak için asker tarafından yapılan bir değişimi ifade ettiğini savundu. Aslında muhalefetin liberal kanadına ayrı bir başlık açmak gerek çünkü Baradey liderliğinde Mursi’nin ‘kara propandası’ gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Kendini liberal demokrat olarak tanımlayan Baradey önderliğinde; kitlesel grevler, protestolar, devletin toptan ihvanlaştırıldığı algısı ve eski yapı ile mücadele eden Mursi’yi itibarsızlaştırma açıklamaları gibi çeşitli şekillerde çalışmalar yürütüp Mursi’yi sindirmeye çalıştılar. Yine kendilerine eşitsizlik yapıldığını ve her zaman olduğu gibi yeni Cumhurbaşkanı Mursi’nin de kendilerine şiddet uyguladığını düşünen Kıptiler de darbe koalisyonunda yer aldı.

Yani Abdül Fettah El-Sisi’nin darbeyi yaparken arkasına aldığı koalisyonda ordu, Mübarek döneminden kalan bürokrasi-burjuvazi mensupları, Kıptiler ve liberal muhalefete mensup aktörler bulunmaktaydı. Nitekim Sisi 3 Temmuz’da askeri darbeyi ilan ederken çıktığı televizyon yayınında bu gruplardan temsilcileri yanına almıştır.

Geçen zaman içinde açık bir şekilde gözlemlendiği üzere darbe koalisyonunun hedefinde yer alan İhvan ve diğer darbe karşıtları ciddi anlamda dışlanarak siyaset sahnesinin dışına itilmeye çalışılıyor. Bunda da başarılı olunuyor aslında. Ancak İhvan ve diğer darbe karşıtı grupların direnişleri darbe yönetiminin plan ve programlarını sekteye uğratmış, etkinliklerini azaltmış ve bunun bir sonucu olarak Sisi’nin yol haritasının inandırıcılığını kaybolmuştur.

Nihayetinde darbe karşıtlarının verdikleri mücadele kısa vadede sonuçsuz kalıyor gibi görünse de, darbecilerin ülke yönetimini kolay kolay idare edemeyecekleri de gözler önüne serilmiştir. Bugün itibari ile seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin makamına dönmesi mümkün gözükmezken, darbecilerin de ülkeyi siyasi ve iktisadi olarak düzlüğe çıkarabileceği mümkün görünmüyor.

Hakkında

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi’nde tamamladı. 2013 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. Halen Gazi Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.

Yorum Yap