Hepimizin Bir Protesto Borcu Var

Ahmet Gökçen 915 Gösterim

İslam coğrafyasının en önemli beşiklerinden birisi olan Mısır sadece Ortadoğu için değil, İslam dünyası açısından önemli fikri, kültürel ve jeo-politik bir konuma sahiptir. Böylesi hayati bir konuma sahip ülke olan Mısır, son ikiyüz yıldır Batı dünyası için de vazgeçilmez öneme sahip bir ülke olarak kabul edilmiştir. Mısır’ın modern tarihindeki Batı etkisi, Avrupa ve Amerika’nın bu ülkeye verdiği önemin göstergesidir. Mısır’a atfedilen bu önem ülkenin “Ümm El-Dünya” (Dünyanın annesi), “Ümm El-Arap” (Arapların Annesi), “Ortadoğu’nun Kalbi”, “Medeniyetin Beşiği” gibi ifadelerle tanımlanmasından da anlaşılabilecektir.

Diğer bölge ve dünya ülkeleri gibi Türkiye de Ortadoğu siyasetinde Mısır’a özel önem atfetmiş ve buna gore politikalarını geliştirmiştir. Mısır’da 2011’de başlayan devrim sürecine en ciddi destek veren ülkelerden birisi Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011’den bu yana Mısır’a dair tutumu ve belirlediği çizgiden sapmamasının birçok önemli ve haklı tarafları bulunmaktadır. Mısır’ın Türkiye ve İslam dünyasının kültürel kodlarını deruhte etmesi bunlardan en önemlisidir.

Bunun yanında bölgesel beşeri ve doğal kaynakların yönetilmesi, Ümmet bilincinin daha reel bir biçimde ortaya konması, küresel sermayenin ve uluslararası güç odaklarının etkisinin azaltılması, bölgede ortaya çıkan şiddet temelli örgütlerin mümkün olduğunca tasfiye edilmesi, bölge halklarının ekonomik anlamda daha müreffeh ve sosyo-politik anlamda daha özgür olması gibi unsurlar Mısır’ı Ortadoğu ve İslam dünyası için en önemli aktörlerden biri haline getirmektedir. Kaynaklar açısından bakıldığında çoraklaşan dünyada Nil havzasının öneminin giderek artması ve ciddi tarımsal üretim potansiyeline sahip olması Mısır’ı bu anlamda bölgedeki en verimli ülke haline getirebilecektir.

Bölgede etkin olmaya çalışan başta İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi ülkeler tarafından şekillendirilen modern dünya düzeninin sömürüye dayalı karar ve uygulama mekanizmalarına karşı atılması gereken stratejik adımlar için Mısır’ın desteği çok daha önemli hale gelmesi, Kahire’yi bu ülkeler nezdinde daha değerli kılmaktadır. Bu yüzden Batılı ülkeler Mısır yönetimiyle yakın ilişkiler içerisinde olarak bir anlamda Kahire’yi kontrolleri altında tutmaya çalışmışlardır.

Bunun dışında Mısır’ın bizim için önemi özellikle İslami Hareketler perspektifinde bir kat daha artmaktadır. Zira bilindiği üzere Müslüman Kardeşler Hareketi şu anda -Milli Görüş Hareketi- dahil hemen hemen dünya üzerindeki bütün Siyasal İslami hareketlerinin fikri ve örgütsel kaynağını oluşturmaktadır. Hasan El-Benna’nın açtığı yolu, Türkiye’de Milli Görüş, Suriye’de İhvan, Tunus’ta En-Nahda, Sudan’da İslami Cephe, Bahreyn’de El-Minber, İran’da İslam Fedaileri, Irak’ta İslam Partisi, Kuveyt’te El-Islah, Libya’da Adalet ve İnşa Partisi, Fas’ta Adalet ve Kalınma Partisi, Endonezya’da Müreffeh Adalet Partisi, Yemen’de Islah Hareketi gibi onlarca hareket izlemiştir. Şimdi ise Üstad olarak tabir edilen bu hareket, Sisi’nin gerçekleştirdiği askeri darbe sonrasında belki de Dünya üzerinde en çok sıkıntı çeken hareket haline gelmiştir.

Biz Türkiye olarak askeri darbenin ne olduğunu dünya üzerinde en iyi bilen ülkelerden biri olarak özelde Müslüman Kardeşlerin genelde Mısır’ın nasıl bir süreç içerisinde olduğunu anlayabilmekteyiz. Türkiye’nin halihazırdaki müreffeh ve istikrarlı yapısına, tüm Müslüman devletlerin de ulaşması temennimizdir. Tüm iç ve dış düşmanlara rağmen bu ülkelerde İslami Hareketlerin hak ettikleri konuma geleceklerinin inancı içindeyiz. Türkiye’yi ve Müslüman vatandaşlarını, tüm dünya Müslümanlarının önemsediğinin ve değer verdiğinin bilincindeyiz.

İşte bu yüzden;

– Adaletten yoksun olan Sisi Hükümetinin değişmesi için,

– Bugün Mısır’da yaşananların yarın bizim de başımıza gelmemesi için,

– Bir Müslüman olarak dil ile de olsa buğz etmek için,

– Yapılan haksızlığı tüm dünyaya haykırmak için,

– Doğruyu doğru zamanda söylemek için,

– Komşu hukukunu ihkak etmek için,

– Filistin’in daha rahat nefes alması için,

– Darbe Mahkemelerini ve kararlarını iptal etmek için,

– Müslüman çocukların yetim kalmaması için

ve daha onlarca sebep için Hepimizin Bir Protesto Borcu Var.

Hakkında

1987 Kızıltepe/Mardin doğumludur. İlk ve Orta öğretimini Mardin ve İstanbul'da tamamlayan araştırmacı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisans (2008) ve yüksek lisansını (2011) tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim dalında Doktora eğitimini sürdürmektedir. Halen Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde kadrosu bulunan Gökçen, görevlendirmeyle (35.Md) Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.