14 Ağustos Kahire Katliamı

Metin Özkan 1663 Gösterim

14 Ağustos 2013 Kahire Katliamı!

Bugün 14 Ağustos 2014 ve darbecilerin asıl Mısır’ı katlettikleri günün yıldönümü… Geçen yıl bugün, polis kuvvetleri başkent Kahire’de Muhammed Mursi taraftarlarına tanklar, zırhlı araçlar ve keskin nişancılar ile müdahale ettiler. İzlenen süreçte de Müslüman Kardeşlere ve ona yakın hareketlere ciddi bir baskı uygulanarak 2011’de başlayan devrim sürecinin geriye döndürülmesine çalışıldı. Binlerce insan hayatını kaybederken onbinlercesi de tutuklandı. Bu arkaplan ışığında 2011 yılındaki devrimden 14 Ağustos 2013 yılında yaşatılan katliama kadar geçen sürecin analizinin yapılması önem taşımaktadır.

Mısır, Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler arasında önemli bir konuma sahiptir. Mısır’da yaşanan herhangi bir süreç sadece ülkeyi değil bölgeyi de etkilemektedir. 2013’teki darbenin ardından yaşanan katliam ve baskı politikaları, bölgenin en kilit ülkesiyle ilgili yapılan analizleri sil baştan tekrarlamamıza sebep olmuştur. Bugün, devrim sonrası oluşan demokratik dönüşüm havası sona erip anlamsızlaşmıştır. Bu durumun siyasal getirilerinden ziyade sosyal ve toplumsal tabanda olan yansımaları da incelenmelidir. Örneğin General Sisi, 14 Ağustos katliamını yaptırırken darbenin üzerinden altı hafta geçmişti. Bu bağlamda sorulması gereken soru şudur; Sisi neden darbeyi yaparken değil de darbeden altı hafta sonra böyle büyük bir katliama girişmişti? Darbecilerin kendilerini meşrulaştırmak adına kullandıkları şiddet ile demokrasi taraftarları ve darbeciler arasındaki toplumsal kutuplaşma daha da derinleşmiştir. Bu sebeple ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal problemlerin çözümü ve sosyal barış ciddi anlamda sekteye uğratılmıştır.

2011’deki devrim sürecinde demokratik bir Mısır hayaliyle yola çıkan kitlelerin bu yöndeki emekleri, cesaretleri ve akıttıkları kanları üzücü bir biçimde yerini umutsuzluğa bıraktı. 25 Ocak 2011 tarihinde devrimi gerçekleştiren kitle, 11 Şubat’ta Hüsnü Mübarek’in istifası ile büyük bir coşku yaşamıştı. Parlamento feshedildi, anayasa askıya alındı. 23 Mayıs 2012 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yaşayan Mısır, sandık başına giderek iradelerini gösteren vatandaşlarının mutluluğuna şahit oldu. Nihayetinde ikinci turda oyların %51,7’sini alan Mursi cumhurbaşkanı oldu.

Buraya kadar Mısır’da yaşanan süreci, bölgeye ilgi duyan çevreler ve akademisyenler bir demokrasi şöleni olarak analiz ederken rüzgâr birden bire tersine dönmeye başladı. Mursi yönetimi, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve toplumsal durumu bir kenara iterek yapmak istedikleri reformları bir an önce başarmak istiyordu. Bu bağlamda getirilen her türlü eleştiriye kapalı olduklarını özellikle anayasa yazım komisyonunda gösterdiler. Böylece komisyon da yer alan Hıristiyan ve liberal üyeler komisyondan ayrıldı. Ardından Mursi, yetkilerini artırdı ve kararlarına yargı yolunu kapattı. Meclisin mahkeme kararıyla feshedilmesini yasakladı. 15 Aralık 2012 günü anayasa %63,8 ile kabul edilmesine edildi ancak toplumdaki gerilim her geçen gün arttı. 1 Temmuz 2013 günü Ordu, cumhurbaşkanına sorunların çözümü için 48 saat süre verdi, ancak Mursi artık Mısır’da darbe döneminin bittiğinden o kadar emindi ki uyarıları ciddiye almadı. Nihayetinde 3 Temmuz da Mısır darbeyi yaşadı. Mısır’ın yaşadığı sokak şiddetinde binlerce insan hayatını kaybetti.

Mehmet Özcan’ın da belirttiği üzere, modern Mısır tarihini iki güç sembolü üzerinden okumak yerinde olacaktır. Bunlar; sokaklar ve saraylardır. Mısır’da ordu her daim sarayların kontrolünü elinde bulundurmuştur. İhvan ise sokak ve meydanlar da kendine yer edinmiştir. Ancak 3 Temmuz’da yaşanan darbe bize gösterdi ki, ordu dış desteği de yanına alarak hem sarayları hem de meydanları hâkimi altına almayı istemektedir.

Uluslararası toplum değer merkezli bir şekilde konuya yaklaşmış olsaydı, özgürlük ve insan hakları çerçevesinde hareket etmiş olsaydı, Mısır 14 Ağustos katliamını yaşamamış olurdu. Ancak Batılı güçlerin 3 Temmuz’dan (darbe) 14 Ağustos’a kadar takındıkları tarafgir tutum göz önünde bulundurulursa Batının arabuluculuk yerine sistemden Müslüman Kardeşleri pasifize etme çabasını anlayabiliriz.

Ve bugün, bu kanlı olayın yıldönümünde, Mısır’da her ne yaşanmış olursa olsun kullandıkları oyların ve demokrasi davalarının arkasında olan 14 Ağustos 2013 günü Mısır meydanlarında hayatını kaybetmiş binlerce insanı rahmetle anıyorum…

Hakkında

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi’nde tamamladı. 2013 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. Halen Gazi Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.

Yorum Yap